KİMİM BEN?

Eser Kocatepe

Kimim Ben (Kişilik Testi Sonuçları) - https://houseofhuman.com/araclar/kisilik-testi/

Karşına çıkan durumlara kolaylıkla uyum sağlayabiliyorsun ve kendini rahat hissediyorsun. Esprilisin. Eğlenceli bir insansın. Aman dikkat her ortamda aynı dozda şaka / espri yaparsan kantarın topuzunu kaçırabilir ve tatsız durumlara maruz kalabilirsin. Bir ortamda kendi görüşünü söylemek için çok da fazla istekli olmayanlardansın. Başkalarının görüşlerini de kolaylıkla benimsiyorsun. Bu halinle uysal biri olduğunu söyleyebiliriz. Hoş bir kişilik özelliği ve kimse bu tarz insanlardan rahatsızlık duymaz. Peki; senin fikirlerinin dışındaki gelişmeler hayata geçerse sen kendini nasıl hissedeceksin? Cevabın 'Kötü' ise ara sıra fikrini belirtmek için daha çok çaba göstermek seni rahatlatabilir. Başkalarının da ihtiyaçları olabileceği konusunda empati gösteriyorsun ve başkalarının ihtiyaçlarına saygı duyuyorsun. Duygularını ve coşkunu ifade etmekte kendini sınırlıyorsun. İhtiyatlı olmak güzeldir. Fakat her şeyin fazlası gibi bu durumun da fazlası seni sıkar, yorar, üzer. İhtiyatı elden bırakma ama çok da elinde sıkma. İçinde bulunduğun durumun ve koşulların iyi taraflarına odaklanabiliyor ve bundan memnun olabilmeyi başarıyorsun. Bu pozitif özelliğinin, yönetilmesi gereken bir yönü daha var. Halinden memnun olma hali senin, kendi kendine bir konfor alanı yaratmana sebep olup gelişiminin önünde bir engel olarak durmamalı. Bir şeyin sorumluluğu sana aitse, o işin iyi sonuçlanabileceği konusunda olumlu bir düşünceye sahip olabiliyorsun. Sessiz ve sakin bir duruşa sahipsin. Sohbeti ilk senin başlatman pek mümkün olmuyor. Bu durumda genellikle karşı tarafı beklemeyi tercih ediyorsun. Olayların iyi sonuçlanacağı konusunda hem kendini hem de başkalarını rahatça ikna edebiliyorsun. Evet; belki iletişimi ilk başlatan sen olmuyorsun ama iletişimin devamlılığı için dostça karşılık veriyorsun. Neşeli duruşunla birlikte olmaktan hoşlanılan ve keyif alınan biri olarak tanınıyorsun. Ruh halin pek çok karaktere oranla daha pozitif ve neşeli diyebiliriz. Çevrendekilere de bu neşeni dağıtmaktan çekinmiyorsun. Öyle bir duruşun var ki insanlar senden bir zarar gelmeyeceğini hissedebiliyorlar. İtiraz edebilecekleri ve hoş olmayan şeylere yol açan bir duruş sergilemiyorsun. Sıcakkanlı bir insansın. Duygularını ve şefkatini karşı tarafa yansıtabiliyorsun. Ortamdaki herkesi merak edip hemen, herkesle tanışmak ve kaynaşmaktan mutluluk duyuyorsun. Farklı düşünen insanlara karşı oldukça hoşgörülüsün. Dünyanın, senin bu özelliğine sahip insanlara çok ihtiyacı var. Başkalarının düşüncelerine saygılısın. Karşındaki insan için kolay kolay bulunmayan, hazine gibi bir özelliğin var. Dinlemek. Evet, sen iyi bir dinleyicisin. Bu da başkalarını çok rahatlatıyor ve mutlu ediyor. Kıskanç bir insan değilsin ve sahip olduğun şeylerden genellikle hoşlanıyorsun. Hep çalış hep başar. Nere ye kadar? Ara sıra dinlenmek lazım. Ormanda daha çok ağaç kesmek için ara sıra durup baltayı bilemek lazım. Kararlı ama orta yoldan şaşmayan bir insansın. Keskin iniş ve çıkışların yok. Dikkatleri üzerine toplamamak için araziye uyum sağlamaya çalışanlardansın. Geride durmayı tercih ediyorsun. Arkadaşların yeterince destek almadıklarını hissedebilirler. Öyle pek düzen tertipten hoşlanan bir tip değilsin. Bu, hayatının her yerine yansımış durumda. İş ve özel hayatında durum aynı. Ortam karıştığında, taraf olmak yerine suskun kalmayı tercih ediyorsun. Yerli yersiz pek çok konuda sıklıkla derin kaygılar, endişeler yaşayıp huzursuz oluyorsun. Mükemmel için sürekli olarak iyiden fedakârlık ediyorsun. Mükemmel olana kadar karar vermekten çekiniyorsun. Sonra bir bakmışsın pek çok treni kaçırmışsın. Mükemmel olma arzun ve ısrarın insanlara itici gelebiliyor. Bu yüzden popüler bir insan olarak anılmıyorsun. Mehter bölüğü gibi iki ileri, bir geri gidiyorsun. Harekete geçmekte oldukça yavaş kalıyorsun. Bir oluşumun içinde yer alman epey güç bir hal alıyor. Çocuktan büyüğe, herkesin, istediği gibi davranmasına göz yumuyorsun. Çünkü senden hoşlanmayacaklarından endişe ediyorsun. Korkularının güvensizliği ile sarmalandığın için uzaklaşıyorsun ve diğer insanların dostluğunu kazanman oldukça zor oluyor. İlgisiz, lakayıt davranan ama yumuşakbaşlı birisin. Kendi kabuğuna çekiliyorsun. Yalnızlık ve insanlardan kendini soyutlamak senin rutinlerin arasında. Sürekli kendi kendinin röntgenini çekiyorsun, yanlış anlaşılınca hemen gücenebiliyorsun. Yaşam senin için bir düzensizlikler zinciri. Düzenli olmak kitabında yok. Varsa da sen uygulamıyorsun. Düşüncelerin ve ilgi alanın kendine yönelik. İçe dönüksün. Genellikle eşyalarını, bilgisayarındaki veya telefonundaki bir dosyayı fotoğrafı bulmakta güçlük çekersin. Çünkü düzensizlik senin için normal bir şey. Çabuk düşünmüyor ve çabuk davranmıyorsun. Uyuşuksun diyebiliriz. Kişisel zamana çok fazla ihtiyaç duyuyorsun. Bunun için insanlardan kaçıyorsun. Zaman zaman hayatın akışını da kaçırabiliyorsun. Ama, Mutlu musun? Evet. Konsantren yerlerde, dikkat zayıf, iştah desen bildiğin maymun iştahı var. Hemen şimdi ve çabuk…. Senin en sevdiğin kelimeler. Acelecisin. Enine boyuna düşünmeden hemen her şey olsun istiyorsun. Sıkılmaktan korkarsın. Bu yüzden de sık sık değişiklik yaparsın hayatında. Televizyonda zapping yapmak gibi... İnsanlarda senin hayatından yorulurlar. Çocuk gibi her şeye ilgin kısa sürüyor.

<< SAHİP OLMAK İSTEDİĞİM-OLMASI GEREKEN BAKIŞ AÇISI >>

Bir yapının inşasındaki yapılan en baş yapı elemanı temeldir. Efendimiz tüm işlerin başında yani temelinde dinin olduğunu beyan ediyor. Yapılan işte dinin özü ve emirleri konusunda yanılmaktan Allah c. Ye sığınıyor. Çünkü işlerin yolunda gitmesi demek ancak, din konusunda hataya düşülmeksizin yaşanan bir hayat demek oluyor. Dinin referans vermediği bir eylemde, yaptığı işine dinin dışında bir bakış açısı katmaktan korkuyor. Varılacak nihai hedefin ahiret olduğunu, işlerde ve işlerin sonucunda amacın ‘ahiret’ olduğunu, başta kendine ve bizlere salık ediyor. Dünyalık işlerinde ancak hayır daha çok hayır olması gerekliliğine dem vuruyor. Çalışılacak çok müthiş bir dua hadis…

Eylemlerimize yön verenin düşüncelerimiz olduğundan hareketle; her eylem öncesi sahip olmamız gerekenin sofiyane bir düşünce birikimine erişmiş olmak zorunda olduğumuz ortaya çıkmaktadır. İşlerimiz dinin salık verdiği minvalde olmalı. Ancak öncesinde sahih bir din inancı ve bilgisi sahibi olduğumuzdan emin olmalıyız. Tercih ettiğimiz işlerin de yolunda gitmesini sağla. Nitekim ben bu eylemimi Senin dininin izin vermediği biçimde tercih etmedim. Sen de bana bu konuda yardım eyle. En nihayetinde tercih ettiğim eylemlerim bu dünya için de olsa ahiret yurdu için de olsa meşrudur, caizdir.

Yapılan iş, tercihler arasında ahirete yani dinin referansına en muvafık olanı olmalı ki, din konusunda hataya düşülmekten azami derecede korunmuş olunsun. Böylece asıl kazanılması gereken ahiret hayatının elde edilmesine hem Allah’ımız hem de kendimiz tarafından yardım edilmiş olsun.

ben de kişisel vizyon olarak her işimi dünyevi bile olsa gerçekleştirme gereğim, ahiret perspektifinden bakış açısı ile onlara değer vermek, değer katmak, itina ile ifa etmek, yahut yapılmasından vazgeçmek seçeneklerin her birine yönelmeliyim. Burada Efendimiz as.’ın gerek kendine gerekse biz Ümmetine koyduğu bu hedefi çok sevdim ve tıpkı onun yaptığı gibi saf bir İslami hayatı benimsemeye cehd ettim. Allah çıktığım bu dünya yolunda bana gerçekleştirme konusunda yar ve yardımcım olur…

<< ÇOK KORKUYORUM >>

Çok korkuyorum. Ya ibadetlerim, ya iyi insan olma hevesim, ya tercih ettiğim istikametim aslında sanalsa. Ya Allah için olmayıp ta sadece sıkıntı ve dertlerimin izalesi içinse. Ya Allah bana imkânlar yaratır da ben vazgeçersem O’nu ve Resulünü umursamaktan. Hâsılı çok korkuyorum.  Nimetlerin hepsi yani imkânlar insana Allah’ı unutturmaya kadir midir?

Kaderin zahiren cilve yapacak kadar yüzümüze güldüğü demlerde, sınanma imtihanın çok fazla çeşitlilik arz ettiği günlerde: ya o zaman inkâra sapacaksam. İyi kul hedefimden sapıp ta, dönüp uzaklaşırım diye. Ya henüz girdiğim imtihanlarım beni Allah’tan koparmaya yetmiyorsa; ya beni Allah’a yüz çevirtecek imtihanla karşılaşırsam. Oradaki duruşum ya negatif olursa.  Ya Allah’ı unutturacak eğlence ve oyunlarla Allah bana kendisini unutturursa halim nice olur.

Ben doğduğumda Müslümandım. Dolayısıyla küfür halinde iken hidayet bulma deneyimim olmadı. Olmasında. Ancak hidayetten zevk alan birinin yeniden küfre düşme endişesi gibi bir endişe, bir korku yaşamam mümkün olmuyor. Bu durumda ise, ya Allah imtihan icabı beni zorlarsa ne olur halim. Çok korkuyorum aslında yakınlardan değilsem diye. Salt kendimi tatmin etmek için ibadet halinde isem. Manevi ferahlıksa arzularımın başı. Allah’ın üzerimdeki hakkı olan kulluk değilse niyetim. Ne olacak benim halim.

Sonuçta benim için Meryem Süresi 15. Ayette buyurulan “Doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden hayata döndürüleceği gün ona selâm olsun.” Şeklinde bir hitap ve dolayısıyla garanti yok. Yine benim doğduğu günkü gibi temiz kalabilme ihtimalim de çok az. Tamam gönüllü olarak kabul edip dahil olduğun bir tezkiye (temizlenme) süreci içerisinde olabilirim fakat bakalım sürecin içinde miyim hem? Hakeza parçalanmaz akışın ilerleyen safhalarında ya yerim aslında süfli mecralar ise. Hatta yaptığımın edebiyat olmasından bile korkuyorum.

<<BEDEL >>

Kimsenin lütfuna olma talip,

Bedeli cevheri hürriyettir.

Biz lütfetmesini istedik. Ta ki belki ceza almayız, hürriyetimize halel gelmez diye düşündük. Tabii ki de ben değil ailem böyle düşündü. Allah’ın cc. Lütfetmeyi nasip etmediği kullar var hamdolsun. Herkes Hz. Ebubekir ra. Gibi Hz. Ali ra. Meşrepli olamıyor. Olmaması da güzel bir şey gerçi. Başbuğlardan olmak zaten kolay olmasa gerekti. Zaten mümkün değil başbuğlardan olmak ama en azından onların meşreplerinden olmak yolunda gitmek te herkese nasip olmuyor, olmasın da. Bu zirve şahsiyetlerin yamaçlarında olmak, o yüce dağların nimetlerinden istifade etmek tek dileğimiz olmalı. Belki kendi kızı olduğundan ziyade Peygamberimizin as. Zevcesi olduğu için iftira atanı affedemeyen, ondan yardımı kesen Hz. Ebubekir (r.a.) Allah tarafından “Allah’ın da sizi affetmesini istemez misiniz?” itabına muhatap olmuştu. Kaldı ki Hz. Ebubekir ra. Allah cc. tarafından “ben kulumdan razıyım, acaba o da benden razı mıdır?” seviyesinde bir yücelik arz etmişken. Burada affedilmeye layık olunacak olan affedicilik ameli, Hz. Ebubekir (ra.) üzerinden ümmete öğretilmesidir. Yine savaşta düşmanını öldürmek üzere iken affeden Hz. Ali (ra.) gibi, acaba nefsi davranabilir miyim endişesi nedeni ile rakibini salıveren bir davranış mükemmelliği her kişinin karı olmasa gerek. Zaten bu mükemmel davranış numunelerinin alelade herkesçe içselleştirilemeyecek olması da ayrı bir vakıadır.

İsteğim ve talebim benim üzerimden böyle bir fevkalade, ayrıcalıklı ameli işlemeye nail olmak herhangi bir kişi için değil kendim için istemeyeceğim bir şeydir. Yoksa çok iyi insanlardan oluşan bir toplum olalım. Faziletli ameller işlemede yarışalım ve birbirimize yardımcı olalım. Zaten benim kişisel vizyonumu yansıtan bir anlayıştır. Ben affetmeyi çok sevsem de, affedilmeyi de yer yer ve zaman zaman severim. Çünkü beni ezer bu davranış maruz kaldığım. Lakin bu affediş yüce bir zattan sevdiğim birisi tarafından olmalı ki, içimdeki fert olma cevherimi bedel olarak vermeyeyim. Kişisel bütünlüğünü sağlamış kişilerin kızması da, affetmesi de cevherde gedik açmıyor. Üstüne kişisel bütünlüğümüz sağlamada onarıcı bir rol üstleniyor. Hal böyleyken değmeyecek birinin lütfuyla taltif edilmiş gibi olmak kişinin özgün bir fert olma hürriyetine ve hüviyetine halel getirecektir diye düşünüyorum.

Bu konuda azar etse de kızsa da bunu ancak benim iyiliğim için yapacağını bildiğim a sınıf bir mürşidi kâmile bu kişi ile yeniden af etmesini talep edelim mi diye istişare amaçlı danışmamız da bize: “meyvesi olmayan ağacı sallamaya lüzum yok.” cevabını almıştım. Bu özdeyişi bu olay ve kişi özelinde direkt misal etmesi aslında benim biraz isabetli karar verdiğimi gösterir mahiyetteydi. Zaten kişi birini affedecekse bunu bir lütuf olarak değil de mahviyet içinde yapmalıdır ki, kendi imtihanını hak ederek vermiş olsun. Bu hak ediş ancak meyveler dolu bir ağaçsanız mümkün oluyor. Allah nasip ediyor. Takdir ediyor.

Aslında İslam’ın her bir eylemi ağaçtaki bir meyve mesabesinde. Bazı dallar veya filizler meyve verememişse maalesef kesikli bir yaşantı yaşıyoruz. Amel zamanı amel, af etmek zamanı af etmek, susmak zamanı susmak, seferberlik zamanında cihad vb. olayın ve zamanın gerektirdiği ne ise onu gerçekleştirmek tam dolu ağaç demektir. Zor kolay her hadisatın zuhuratı kişilerde ilgili farkındalığın veya ilgili bu meyvenin varlığının test edilmesi içğin başımıza gelenlerden ibarettir. Umarım kendimi iyi yetiştirim de farik meyvem her ne ise o meyvelerle dolu bir ağaç olur Resulullaha selam veren bitkiler kadar bilinçli ve şuurlu biri olurum.

 

© Eser Kocatepe All Rights Reserved. Designed by Mehmet Ali Kocak