1. ÖNSÖZ

Efendimiz as.’ın imanı yaşayabilmek için özgür bir mekân, kent bulunması konusunda Cenab-ı Kibriya’dan gelen izin doğrultusunda ashabına izin verdi. Nihayetinde ise Kendisi de (s.a.v.) hicret ile imanını izhar ede ede yaşayabileceği Medine’ye hicret etti. Gerçi O (s.a.v.)  Mekke’de de imanının sonuna kadar izhar ediyordu. Ancak tebliğ gibi, açıktan ibadet gibi bazı ibadeti durumlar gizliliğe tabiydi. Hicret ile özgürce ibadet ve teatin gerçekleştirilebildiği Medine Şehrinde artık, kazanılan bu nimetin muhafazası gerekiyordu. Çünkü şükrü ifa edilmeyen; elden alınırdı. Bir beldeye sahip olmanın şükrü; orada ahlakı ve fazileti ile müzeyyen medeniyyet kurup, orayı düşman muhasaralarından korumak olmalıydı. Efendimiz as. Ve ashabı Medineyi işte bu minval üzere şükürle ve sabırla muhafaza eyledi. Bir şehrin ya da beldenin muhafazası; dıştan düşmana karşı fiziki mücadele; içerde ise halkın ibadet hayatını ahlak ve maneviyatını yüksek seviyelerde tutacak manevi mücadele sayesinde gerçekleşecektir.

Tarihi belli olmayan 2015 civarı yıllarda yazılmış olduğu tahmin ettiğim yazım.

Geri Dön

© Eser Kocatepe All Rights Reserved. Designed by Mehmet Ali Kocak