KONU: KAYNAK PLANLAMA
ŞEHİRLERDE KAYNAK PLANLARKAN
GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKEN ŞİAR: AHLAK SARİDİR
AÇLIK ve KORKU SÜRECİ MEKKE ÖRNEĞİ
Nahl Süresi 112. Ayet: Allah şöyle bir şehri örnek veriyor: Bu şehir güvenlikli ve huzurluydu; her yerden oraya bol rızık geliyordu. Derken ahalisi Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük etti, Allah da onlara yapıp ettikleri yüzünden genel bir açlık ve korku felâketini tattırdı.
Kureyş Süresi 1-2-3-4: Kureyş’in güvenliğini, onların kış ve yaz yolculuklarında güvenliğini sağlamak için (Allah lütuflarda bulundu). Onlar da kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve her çeşit korkudan emin kılan şu evin rabbine kulluk etsinler.
Zuhruf Süresi 31: “Bu Kur’an, şu iki şehirden büyük bir kişiye indirilseydi ya!” diye de eklediler.
Beled’il Emin. Cahiliye devrinde ahlaki yozlaşmanın birçok tezahürü görülmesine rağmen, şahıslar kavimler halinde üzerine aldığı işi ve verdiği sözü tutmada emin bir tavır sergiliyorlardı. Niyeti şahsını ya da kavmini imtisal hale getirmeye matuf olsa da, bir ahlaki hamide vasfıydı. Demek ki beldenin vasfı kişilere bulaşıcıydı. Emin belde de emin insanların türemesi doğal sonuçtu. Yeryüzünde gelmiş ve gelecek tüm insanlar içinde en emin kişi olan Hazreti Muhammed as.’da bu ortamda neşvü nema bulmuştu. Ta ki bu vasfının yanına peygamberlik ile vazife sahibi oluncaya değin saygının ve sevginin üzerine cezbedildiği biriydi. Peygamberlik ile başlayan tebliğ süreci o topluluk içinde kabullenilmedi, kolaylıkla ifa edilmedi. Hatta yazları Taif’in otlaklarına ve yaylalarına sadece beyte ettikleri hizmet nedeniyle saygı duyularak ve güven içinde giden, hayvanlarını yaylatan ve yazlayan Kureyş ehlini Beytin Rabbine kulluğa davet eden müstakil bir süre indirildi. Hizmet edenin hürmet görmesini örnek olarak gösteren Allah cc. “Hizmetin bedelini kendilerini açlıktan ve korkudan emin kılmak.” Olarak göstermekteydi. Emin beldenin en büyük şiarı Kabe’ye hizmet, korkulardan emin olmaya vesileydi. Lakin Efendimiz vazife ve merhameti icabı tebliğde ısrar ve devam edince hem Mekke’yi hem de Taif’i tanıyan aynı Mekke sakinleri mademki bu Kuran “iki şehirden güçlü karakter olan bir adama indirilmeli”” değil miydi?” diye Rabb’e iş öğretmeye kalktılar. Madem Hazreti Muhammed as. Gibi kendilerince zayıf bir profile düştü bu iş, “neden bir melekle desteklenmedi?” diye de sözde çıkarımlarda bulundular. Tabii olarak bu mantalite ve mantık hatalıydı ve ispatı mümkün değildi. Allah cc. Rabb’lik öğretmeye ve ya alternatif tercihler hatırlatmaya kalkmak Allah’ı cc. Kahır tecellilerine sevk etti de emin güvenli bir belde olan Mekke Nahl Süresi 112. Ayette belirtilen açlık ve korku sıkıntısı tattırıldı. Belki de bu kez insanların kaderi ve duyguları şehre sirayet etti…
Bu müşahhas misalden anlaşıldığı üzere bir şehri gerçek anlamda imar ve inşa etmek istiyorsak; içini dolduran insanların “Onları gördüğün zaman iriyarı cüsseleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar tıpkı elbise giymiş kütükler gibidir.” (Münâfikûn sûresi, 4) ayetindeki kişilerden oluşmamasına özen göstermeliyiz. İnşa etmenin imar etmenin kalitesi içinde yapılmasına vesile olduğu eylemlerin kalitesi ile ortaya çıkacaktır. Bunun en bariz örneğinden biri de inşa edilen bir ibadet yeri cami dahi olsa; Tevbe süresi 18. Ayette “Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’tan korkup çekinen kimseler imar edebilirler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” Buyurulduğu gibi imar yetkililerinin taşıması gereken yeterlilikler olması gerektiğini anlıyoruz. Şehrin merkezinde olan mescid müessesinin bu minvalle dalga dalga ta en uçtaki konuta kadar aynı duygu ve niyetlerle inşa gerçekleştirilirse, umulur ki o belde korkudan, kıtlıktan ve açlıktan emin olur hale gelir.
Şimdi iki yol var. Birinci yol, imar sürecini başlatırken ki iyi niyet ve duygular. İkinci yol ise, iskân olanların o şehirde yapılış niyeti ve sürecine bakmaksızın Allah’ın nimetlerine nankörlük etmemesi. Korkudan huzurdan ve açlıktan emin olmaları için. Tabii ki İslam ıstılahında kabul gören tümdengelim metodolojisine göre olması gereken de o şehri imar edenlerin; başka dış tesirler uğruna meslek ve ahlak ilkelerine nankörlük etmemeleridir. Bu sayede iki yol birleşecek ve o belde kalitenin neşet ettiği iyi huyluların neşvü nema bulduğu bir ortama dönüşecektir. Neşet eden iyi huyda zirveleşen bu insanlara da hased ile, kibir ile değil saygı ve örneklik bakış açısı ile bakmalı yanlarında, yakınlarında durmalıyız. Döngü, sürekli daha iyiye dönüşüm ve sürdürebilir iyilik ve kaynak bu şehirde mümkün hale gelsin.
Geri Dön
© Eser Kocatepe All Rights Reserved. Designed by Mehmet Ali Kocak