2. AHLAK-İMAN İLİŞKİSİ

·         İmanlı ve Ahlaklı Olanlar: İmanlı ve ahlaklı olmayı tercih edenler ve uygulayanlar

Ahlak ilkeleri coğrafya fark etmeksizin gerçekleştirilmesi gereken insani mesuliyet eylemleridir.  Evrensellik ilkesi mucibince istisna durumlar hariç herkes için geçerlilik arz eder. Ahlak ve etik ilkeler, kişinin seçmiş olduğu yaşam biçimi halini almalı ki bir anlam ifade etsin. Evrensel ahlakı bir bir yaşama gayreti içinde olanlardır bunlar. Ve bunlar aynı zamanda; döneminin ve bölgesinin o tarih için geçerli dinine, o dinin temrinlerine bile isteye iman etmişlerdir. Bunlar ahlaklı ve iman etmiş olmanın kendilerine yüklediği mesuliyeti eksiksiz ifa etmek hedefindedirler. Çünkü tercih ettikleri o imanları, onlara aynı zamanda ahlaklı bir birey olmayı da telkin eder. Dolayısıyla günümüzün tek geçerli dini olan İslam’ın inanç esaslarına tabi olmayı tercihen seçmiş olanların ahlakı da içselleştirmiş olanlarını inceleyeceğimi konu başlığı budur. Tabii ki de burada din tandanslı ahlak tabi oldukları dinin şeriatını bozmaz, ona tabidir. Örneğin dinin cevaz verdiği bir evlilik yaşına bu ahlaksızlık, bu şerefsizlik bu dine de gibi aykırı sözler söyleyerek dini iman kısmından zaten kendini tecrit etmiş olacaktır. İmanlı olmak Allah’ın kanunlarının la’yüsel sorgusuz olacağına da iman etmek anlamındadır.  Bu devirde böyle emir olmaz diyerek kendini iman dairesinin dışına atmış biri artık bu başlık altında incelenmeyecektir. Benim kalbim temiz diyenler ve ibadet hayatı uygulamayanlarda özellikle bu başlığın konusu kişiler değildir. Burada ki imanlı kimseler aynı zamanda ibadet ve taat ile imanlarında sürekli olarak kaliteyi artırmaya yönelik eylem ve fikir sergileyenlerden oluşmaktadır. Bunlar, ahlakı dinin dışında bir müeyyide olarak kabul etmişlerdir. Bunlar ‘iyi insan’ olmayı bir yol olarak benimsemişlerdir. Zaten bu iyi insan olma yolu onları belki de: "İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, istemek zorunda kalanlara ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!" (el-Bakara 2/177) yani gerçek olarak Allah’ın yoluna iletecektir. İyi biri-ahlaklı biri olup ta, iman yolunun nasip olmayacağı belki de imkânsızdır. Gerçek ahlaklı gerçek iyi bir insan umulur ki zaten iman dairesine girecektir. Bu bağlamda hidayet bulanları incelemek bizi bu hipotezi test etmemizi sağlayacaktır.

·   İmanlı Ahlaklı Olanlar: İmanlı olduğu için, ahlaklı olmak zorunda olduğunu düşünenler. İlk imkân oluştuğundan iman zayıflıklarından ötürü ahlaksız davranışlar sergileyebilmektedirler.

Kendine din ve iman yolunu seçmiş, bu minvalde bir dünya görüşüne sahip olanlar. Bu kişiler ahlakı bir Peygamber vaazı olduğu dinin emri olduğu için uygulamaya çalışmaktadırlar. Ahlaki yaşayış isteği imanın salık ettiği bir motivasyondur.

·         İmansız Ahlaklı Olanlar: bunlar inançsız olup ahlaklı bir yaşayış sürmeyi ilke edinmişlerdir.

Bunlar ahlaklı olmayı iyi insan olmayı nedensellik bağı olmadan yaşamak zorunda olduğu bilincindedirler. Ancak ahlaki kuralları tam olarak bilmeyebilir veya zaman zaman ve yer yer kendi vicdanı ölçüsünde esnetebilirler. Bunlar ahlaklı yaşamları bir vazife şuurundan farklı olarak bir ruhi rahatlama saikiyle kendilerince tercih ederler. Ahlaklarının çerçevesini büyük ölçüde kendileri belirlemiştir. Örneğin bunlar için iki yetişkin insanını şartlarına riayet edilerek kurulan bir nikâh akdi olmaksızın yaşamları, kimseye bir zararları yoksa meşrudur, ahlaki açıdan sorun olmayan bir yaşayış biçimidir. İş bu nedenle ahlakın hududunu da insanı yaratan belirlemeli ki kimse evrensellik ilkesi neşvü nema bulsun. Bunlar kendilerince ahlaklı birey olmayı en iyi insan olmak zanneden ve dahası bunları bir farkındalık menşei gören tiplerdir.

 ·         İmansız ve Ahlaksız Olanlar: Bunlar imansız olmayı ve ahlaksız olmayı tercih etmişler ve yaşamaktadırlar.

Bir kişinin ise hem imanlı hem ahlaksız olması düşünülemez. Dolayısıyla o alternatifi gündem dahi etmedik. Asıl tercih edilmesi gerekenin imanlı ve ahlaklı olmayı tercih edenlerden olmaktır.

Peygamberlerin vaaz ve nasihatleri ile emredilen ibadet ve ahlak eylemleri ilkesel olarak her muhatabın tabi olması gereken eylemlerdir. Hâsılı her biri yüce Peygamberin getirdiği o muazzez yaşayış biçimini gönül rızası ile hayat düsturu edinen ‘iman yolcuları’ ilkeleri yerine getirmeyi de sağlamalılardır.

Rasûlullah (sav) efendimiz buyurdular: “Cibril (as) bana Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu söyledi: Bu din (yani İslâm) zâtım (kendim) için seçtiğim bir dindir. Ona ancak cömertlik ve güzel ahlâk yakışır. Müslüman olarak yaşadığınız sürece bu iki hasletle ikrâm ediniz.” (Kenzü’l-ummâl, VI, 392)

Geri Dön

© Eser Kocatepe All Rights Reserved. Designed by Mehmet Ali Kocak