ÖNSÖZ

İSLAM'IN İNKİŞAFI

İslam ismiyle müsemma son dini Hak olarak seçen ve bizlere onun emir ve düsturlarına uymayı zorunlu tutan, haram ve farzlarla gideceğimiz istikametimizin sınırlarını çizen ve yolumuzu bu emirlerle aydınlatan Allah’ımıza sonsuz hamd olsun.

İslam dinini yaşayışıyla ve fehmi muhsinlerinden çıkan müessir kelamlarıyla en güzel biçimde bizlere talim eden Peygamberimiz son ve en yüce Nebi olan Hazreti Muhammed Mustafa sav.’e de salatu selamlar olsun.

İslamın İnkişafı adını vermekteki gayemiz, nasıl ki gusülde vücudun hiçbir noktası kuru kalmaması gerekiyorsa, yaşam alanı olarak belirlenen tüm yeryüzünde İslamın nokta nokta koordinat koordinat yaşanır olmasını ima etmesi içindir. Her bir islam ferdi “Bir Muhammeddir” düsturu ile İslamın salt yönetmek için hakim pozisyonda olmasını değil, aynı zamanda her bir gönülde de yer bulmasını arzular. Bir vakıadır ki İslam’ın yöneten pozisyonda olması her müslümanın ülküsüdür. Bu salt bir cihangirlik amacına matuf olmayıp, dünyanın yani yeryüzünün adaletle yönetilmesi ile burayı diğer sistemlere nazaran daha yaşanır bir yer haline, hatta en yaşanılır hale gelmesine vesile olmasından ileri gelmesindendir. Aynı zamanda İslamın güleryüzünün güzel temsili sayesinde gönüller İslama karşı hüsnü zan sahibi olacak hüsnü niyetleri ile de Hak dine girmeleri tabii bir netice olarak ortaya çıkacaktır.

İslam dairesinde olanlar, dinlerinin bir vecibesi ve kendilerine kazandırdıkları bir ülkü olarak bu dairenin gökyüzünün sürekli genişlemesi gibi global ölçeği kaplayana dek yayılmasına çalışırlar. Zariyat Süresi’nde ifade bulan “Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz biz genişletmekteyiz.(47) Yeri de biz döşedik; güzel de yaptık! (48) Her şeyden çift çift yarattık, inceden inceye düşünesiniz diye. (49)” ayetlerine göre gökyüzü devamlı genişlemesi gibi yeryüzü de yayılması güzel bir döşek gibi yatay uzanmaktadır. Bu yeryüzü döşeğinin en güzel nimeti ise İslam dinidir. İnceden inceye düşünenler işte belki de, bu nimetin yeryüzünde tam tekmil inkişaf etmesini arzulayanlardır. Gökyüzünü nasıl Allah irademiz olmadan kendisi genişletiyorsa, belki de bizlerden yeryüzünde çalışma ve gayretimizin bir neticesi olarak İslamın genişlemesine imkan verecektir. Belki de bize bu ayetlerde anlatılan temsil bunu bizlere anlatmak içindi. Allahu Alem…

Eserimizde Hace Osman Nuri Topbaş ks. Hazretlerinin “İslam Tefekkür Ufku” isimli eserinden hem ilham alarak hem de ona bir nazire olmak üzere aksiyon, amel, işleyiş, fikir vb. açılardan müslüman her bir ferdin “İslam’ın İnkişafı” için sahip olması gereken hususiyetleri ele aldık. Bu hususiyetlerin başında bu uğurda bir vizyon sahibi olması gerektiği açıktır. Bu vizyonun bizlere salık ettiği ufkumuzu yerkürenin en uç noktasına kadar uzatan bakış sahibi olmanın bizlere yüklediği misyonlar olacaktır. Biz de yeryüzüne salt bulunduğu coğrafyada oturduğu yerde İslam’ın İnkişafını hedefleyen her bir müslüman yüreğin bu uğurda yapması gerekenleri ele almış bulunmatayız.

Temenni sahibi kişilerin özellikle bu çalışmalarına zorunlu olmakla birlikte yeryüzünde “İslamın İnkişafı” nın gerçekleşmesi konusunda mesuliyetlerinin olmadığını bilmekle başlamalıdırlar. Genel bir darbı meselde belirtilen “seferden mesul olunup zafer veya neticenin Allah’ın muradına bırakılması” gerekliliğinin bilnicinde olunmalıdır. Bununla birlikte eylemlerini ise bu amaca matuf zorunlu çalışmalar olduğunun farkındalığında; bilinçle ve şuurla ifa etmelidir. Bu eserde toplu olarak yapılması gerekenlerden ziyade bir fert olarak kişinin neler yapması gerektiği konusunda idrakimizden çıkanları arz ettik.

Her bir fert için kendine özel spesifikasyonlarını gerçekleştire gerçekleştire İslam’ın İnkişafının doğal olarak oluşacağından hareketle, kul elimden ne gelebilir ki korkaklığı ile değil yaşadığı her anda mesuliyetinin gerekliliğini ifa etmesidir yapması gereken. Bu kitap, eline kılıç alıp yeni coğrafyalar bulup oraları İslamileştirelim ana fikrinde değil, bulunduğumuz coğrafyada ve tarihte yapılması elzem ve dahası mülzem olan davranışı bularak ve ahsen şekilde uygulayarak tedrici olarak İslamın yayılımına hizmet edeceğine sanki pasif bir katılımmış gibi görünsede, aslında en güzel katkının olacağını idrak ettirmeye çalışmak olacaktır.

seferden sorumlu olupta zaferden sorumlu değiliz demek olmaz. Zaferi kazandıracak etmenlerle donanmalı etkenleri de iyi tespit eetmeliyiz. hayır uğrunda olan seferimizin zaferle sonuçlanmasına sebepler aramalıyız. evet hayırlı çabamız beyhude değildir ancak hayırlı işlerimizde sonuç alırsak birçok insan daha bundan faydalanacaktır. Bu yüzden inkişaf için sefer yapmak ne kadar zorunluysa, sefere hazırlık yapmak seferin sonunun zafer olması için, donanmak ta o kadar zorunludur. 

Geri Dön

© Eser Kocatepe All Rights Reserved. Designed by Mehmet Ali Kocak