ALLAH'IN HAKKI
Ø ALLAH’IN HAKKI
Allah’ın cc. Hakkı kişiye “yapması gerekenler” sıralamasındaki başlardaki maddeleri salık verir. Allah ki kişiyi yaratmıştır, kişinin varlığına sebep O’dur. Kişiyi var eden O’dur. İnsanı müstakil bir kişilik olarak hiç yokken ortaya koyan O’dur. Dolayısıyla ilk mesuliyet insanı belirli bir kaderi yaşaması için ortaya çıkaran Allah’adır. Allah’ın kul üzerindeki hakkı, hülasa olarak kendisine “kulluk” yapmasıdır. Diğer tüm varlık üzerindeki hakları ancak Allah’ın cc. Hakkına aykırı olmaması ile kaimdir geçerlidir. Bir kişinin kişilik haklarını kazanıp kişi olması; Allah’ın takdiriyle mümkündür ancak. Ona bu hakkı takdir edenin hakkı, o kişi üzerinde en fazla hak sahibi olması şaşılacak bir durum değildir. Şaşılacak durum kişinin o hakların farkında olsun-olmasın ifa etmemesidir. Allah’ın bir kişi üzerinde hak sahibi olması bizatihi şükür sebebidir. Allah’ın kişi üzerindeki hakkı O’nun gönderdiği imkanlar ve kısıtların hepsinin gönül rızasıyla kabul edebilmektir. Allah’ın hakkı, kulu olduğumuzu bilmek ve nasıl kulluk yapacağımızı öğrenmekle başlar. Umumi olarak belirlenmiş kulluk kurallarını öğrenmek ve işlemek zorundayızdır. Bildiklerimizle amel etmek için, önce yüzyıllardır oluşturulan bu kitabi bilginin farz-ı ayn olan asgarisi öğrenilecek ve bu kısmının hayata geçirilmesine çalışılacaktır. Allah’ın kulu üzerindeki bu en temel hakkı, hangi coğrafyada, hangi zamanda ve hangi fiziksel koşulda olursa olsun bu asgari farz-ı ayn kulluk bilgisinin öğrenmesi olacaktır. Bu bilgiyi öğrenenlerde Allah’ın iki hakkı daha ortaya çıkıyor: biri o bilgiyi yaşamak, biri de o bilgiyi bilmeyenlere talim etmek. İşte bu iki hak ifa edilirse bu kez de Allah kişiyi kendisini vasıl edecek, kendine müstakil o yoluna sokuyor. Bu da “bilmediklerimizi Allah’ın öğretmesi” olarak ifadelendiriliyor. O’nun mülkünde, O’nun zamanında O’nun takdir ettiği akış içerisinde yaşadığımızı idrak ve şuuru ile dolu olmaktır Allah’ın hakkı. İnsanı teşkil eden ruh-nefs-vücut bileşenlerinin tamamının gıdasını veren Allah’a ne kadar gayret içerisinde olursak olalım hakkını ödeyemeyiz. Allah’ın hakkı Allah’ındır. O’nu razı etmeyen her davranış biçimi yanlıştır. Vücudumuz üzerindeki bir nimetin dahi bedelini ödememiz mümkün değilken kulu olarak yaratılış olmamızın hakkını nasıl ödeyebiliriz. En büyük ahmaklık ise başkasının mutluluğu için Allah’ın hakkını gasp etmeye yeltenmektir. Allah’ın tüm bileşenlerimiz üzerindeki yani vücut-nefs-ruh ile haklarının farkında olmaktır. Bu hakların ifasında “kulluk” olarak total bir şekilde ifade edilen yaşayış biçimi tercihen seçilmelidir. Yoksa istesekte-istemesekte O’nun kuluyuz. Güzel olan şey çekinmeden sıkılmadan her an huzurunda olabilecek bir zaman genişliği, mekân genişliği var ve ne istesek huzuruna girebiliyoruz. Daha ötesi hissettiğimiz, istediğimiz an bulunduğumuz her neresiyse O’nun huzuru oluyor. O’nun huzuruna girebilmek için kabul günü vs. şart değil. Herhangi bir sıra yok. Muhafızları yok. Direkt iletişim halinde. O’da buna mukabil devamlı dua etmemizi istiyor. Dua etmemizde Allah’ın bizler üzerindeki en temel haklarından biridir. İlginç olan kendimiz için istesek bile istememizi istiyor. Allah’ın indinde değer kazanmamız O’na cc. Değer verip dua etmemiz ile mümkün oluyor. Allah’ın hakkı “her nerede olursanız olun O (yani kendisi) sizinle beraberdir.” Kıvamına gelmesidir her kulun. Allah zaten bizimle beraberde biz kimleyiz ve neredeyiz. Fert fert her kulun inanması ve bu minvalde bir idrake ermesi olacaktır, her kişinin. Allah’ın hakkı zayıf, çaresiz veya vasıfsız olarak yarattığı canlı-cansız tüm varlıkların hukukuna özen göstermemizdir. Çünkü hasta olduğunu, aç olduğunu veya çaresizlik içinde olduğunda kendisini ziyarete gitmediğini özel iletişim içinde olduğu Peygamber’ine bildirmiştir. Ve yine Peygamberlerine karada ve denizde bozulmaya neden olacak fiillerden uzak durmalarını, ümmetlerine de bunu telkin etmelerini emretmiştir. Yani Allah tüm mevcudatın ifrat ve tefritten uzak olarak kendini yenileyen ve sürdürülebilen bir mahiyette kullanılmasını ve onlarında kendi hayatiyetlerini devam etmesini istemektedir. Rahman olan Allah insanı yaratmıştır. Mizanı koymuştur ki bu mizan aslında saf fıtrat ve temiz vicdandır. Koruyamadığımız temiz fıtratlarımız ile hikmetini çözemediğimiz mizanı bozuyoruz, koruyamıyoruz. Allah beyanı öğretti ki, O’da Merhametinin bir tecellisi olarak. Beyan muamelatla alakalı daha çok. Demek oluyor ki muamelatı layığı ile yerine getirilebilirsek, aramızdaki özel hukuku gerçekleştirebilirsek Allah’ın mizanını büyük ölçüde korumuş oluruz. ALLAH ile özel bir ünsiyet kuramamış kişiler iyi sayılsalar bile iyilerden değillerdir darb-ı meselince Allah ile özel bir yakınlık bulmalıyız. Vakta ki iyilerden Muhsinlerden olalım. Yalnızken ya da toplu halde, toplu mahalde ya da münferit mekânda bulunması ve sağlanması gereken Allah ile özel yakınlığın peyda edilmiş olmasıdır. Zaten Allah bizlere şah damarımızdan daha yakındır. Allah’ın hakkı kişi tarafından bu yakınlığın hissedilir olmasıdır. Allah’ın içine sığabileceği halim selim bir kalp sahibi olmaktır Allah’ın hakkı. Göğüs kafesimizde tüm mükevvenata sığmadığı halde Allah’ı sığdırabileceğimiz bir yürek sahibi olmasına çalışmaktır Allah’ın hakkı. Allah derken, Allah’ı hissederken yorulmamaktır. Yorgunluk vs. diğer tüm meşakkatlere Allah için tahammül etmektir. İnsanı şekilsizlikten en güzel şekle doğru bir yol haritası çizen Allah Teâlâ’ya gidecek yolu bulmak zorundayız. Allah için, Allah’ın muhitimize dağıttığı ihtiyaç sahiplerini de bulup, ihtiyaçlarını gidermeye çalışmakta Allah’ın üzerimizdeki haklarındandır. Bizler Allah cc. Tarafından yaratıldığımızın farkına varmamız Allah’ın bizden istediği şuurlardan biridir. Rızıkların Allah tarafından takdim ve taksim edildiğinin idrakinde olmamızda Allah’ın üzerimizdeki haklarındandır. Bizleri Yaratan-Yaşatan ve Öldürecek olanın O olduğunu her daim hatırda tutmamızda Allah’ın mühim haklarındandır. Allahsız Müslümanlığın revaç bulduğu bu zamanlarda, hayatımızı idare ederken Allah ile ortaklık yaptığımız bir hareket tarzı istenmiyor. Tamamen takdiri mucibince yaşayan, tedbir almayı da takdir etmesi halinde gerçekleştiren kullarından olmamızdır istenen. Hakkımızdaki tüm hak ve yetkilerin Allah’ta olduğunu, etimizden ve kemiğimizden daha fazlası ruhumuzun ve niyetlerimiz dahil her şeyimizi rızası ile telif eylemesini niyazımız olmasıdır Allah’ın. Allah’ın hakkı kendinden başka sezarlara hak tanımaksızın yaşanılası hür bir yaşamın müdavimi olmaktır. Allah’tan başkaya boyun eğmemek bel bükmemektir. Allah’ın hakkı tüm kullarına saygı ve gönlümüz yettiğince sevgi besleyebilmektir. Allah’ın lanetlediği vasıfları üzerinde taşıyanlara hısım ve buğz ile mukabelede bulunmaktır. Mümkünse ıslahları için, mümkün değilse kötü fiil, davranış ve zulümlerini bertaraf edecek mücadeleye girişmektir.
Geri Dön© Eser Kocatepe All Rights Reserved. Designed by Mehmet Ali Kocak